Longoz Ormanları

İğneada Ormanları

Koruma Önceliği  : Korumaya Bağımlı

Alanın Değişimi    : Gerileme (-1)

Yüzölçümü : 8255 ha           Yükseklik : 0 m – 180 m

Boylam        : 27,99ºD           İl(ler)        : Kırklareli

Enlem          : 41,81ºK            İlçe(ler)    : Demirköy

Koruma Statüleri : Tabiatı koruma alanı, yaban hayatı geliştirme sahası, doğal sit alanı

longoz ormanlari
Longoz Ormanları

Alanın Tanımı: ÖDA, Batı Karadeniz kıyılarının en ucunda yer alır ve bir kıyı yerleşimi olan İğneada beldesi alanın içinde bulunmaktadır. Alandaki en büyük göl 266 hektar büyüklüğünde Mert Gölü’dür. ÖDA’da bunun yanında Erikli Gölü, Hamam Gölü, Saka Gölü ve Pedina Gölü adlı küçük sulak alanlar bulunmaktadır. Göller sisteminin en küçüğü Saka Gölü’dür. Deniz kıyısındaki Mert ve Hamam göllerinin suyu az tuzluyken diğer göller tatlıdır. Çavuş Deresi ve Kocadere ÖDA’daki ana akarsulardır. İğneada’dan güneye doğru yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda bir kumsal uzanır.

Habitatlar: ÖDA, lagünler, tatlı ve tuzlu su gölleri, alüvyal subasar ormanlar, mevsimsel bataklıklar, çayırlar, kıyı kumulları ve sığ deniz kıyılarından oluşan farklı habitatları içerir. Türkiye’de az sayıda bulunan subasar ormanlarının (longoz ormanları) en iyi korunmuş örnekleri bu alanda yer almaktadır. Longoz ormanlarının suya yakın bölümlerinde kızılağaç (Alnus glutinosa) ve dişbudak (Fraxinus angustifolia ssp. angustifolia), daha kuru bölümlerde ise başta saplı meşe (Quercus robur) olmak üzere farklı meşe türleri bulunur. Dağlardan gelen su miktarına göre seviyeleri değişen tatlı ya da az tuzlu göllerin yanı sıra turbalık ve bataklıklar özellikle su bitkileri ve su kuşları için önemlidir. ÖDA’daki geniş kumul alanı aralarında endemiklerin de bulunduğu bir çok kumul bitkisini barındırır.

Türler: ÖDA, nesli küresel ölçekte tehlike altında ve dar yayılışlı Silene sangaria ve Verbascum degenii adlı bitki türleri için önem taşır.

ÖDA’ da ki sulak alanlar, göç ve kış döneminde su kuşları için önem taşır. Alanda üreyen önemli türler arasında ak kuyruklu kartal (Haliaeetus albicilla), küçük orman kartalı (Aquila pomarania), balaban (Botaurus stellaris), karaleylek (Ciconia nigra), kara ağaçkakan (Dryocopus martius), ortanca ağaçkakan (Dendrocopos medius), ak sırtlı ağaçkakan (Dendrocopos leucutus) ve çizgili ötleğen (Sylvia nisoria) bulunur. Karaleylek (Ciconia nigra) ve leylek (Ciconia ciconia) göç, kara gerdanlı dalgıç (Gavia arctica) ise kış döneminde alanda önemli sayılarda gözlenmektedir.

İğneada Ormanları, Karadeniz köstebeğinin (Talpa levantis) Trakya popülasyonu nedeniyle bölgesel ölçekte öneme sahiptir.

Alan Kullanımı: Alan yoğun olarak günübirlik turizm amaçlı kullanılmaktadır. Diğer bir önemli faaliyet arıcılıktır.

Tehditler: ÖDA’yı besleyen derelerin suyunu İstanbul’a aktarmak amacıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından Istranca Dağları’nda planlanan barajlar alan üzerindeki en ciddi tehdittir. Proje, alandaki en sıkı koruma statüsüne sahip tabiatı koruma alanı dahil olmak üzere ÖDA’nın önemli kısmını olumsuz etkileyecektir. Bu kapsamda yapılmak istenen Demirköy Barajı’nın yapımı ciddi savunma çalışmaları neticesinde durdurulmuş ancak proje tümüyle iptal edilmemiştir. Master planı tamamlanmış olan Panayırdere Barajı ÖDA’nın sınırları içinde kalmaktadır.

2006 yılında açıklanan nükleer santral yerlerinden biri İğneada’dır. Fizibilite çalışmaları tamamlandığı bilinen santral, ÖDA için potansiyel bir tehdit konumundadır.

İğneada son yıllarda özellikle İstanbul’da yaşayanlar tarafından bir turizm merkezi olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden, özellikle Mert Gölü’nün kuzeyinde yazlık konutlar gölün taşkın alanlarına kadar ilerlemiştir. Mevcut konutlar atıklarını arıtmadan göle vermektedirler.

ÖDA’daki diğer bir yapılaşma girişimi Bulgaristan’la Türkiye’yi kıyıdan bağlamak amacıyla planlanan ancak henüz gündemde olmayan büyük otoyol projesidir.

Koruma Çalışmaları: Çevre ve Orman Bakanlığı, 2000 yılında Dünya Bankası aracılığıyla Küresel Çevre Fonu’ndan (GEF) sağlanan finansmanla bölgede Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesi’ni başlatmıştır. Proje, İğneada ormanlarını havza bazında ele alarak 12 bin 400 hektarlık bir alanda uygulanmaktadır. 2007 yılında tamamlanması öngörülen proje kapsamında katılımcı yaklaşımla etkili ve sürdürülebilir bir koruma alanı yönetimi oluşturulması amaçlanmaktadır.

Yerel İlgi Sahipleri: Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü; Kırklareli Valiliği; Kırklareli Çevre ve Orman İl Müdürlüğü; Demirköy Kaymakamlığı; İğneada Belediyesi; Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı; İstanbul Su Girişimi; İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu; Trakya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü.

 

Dünyada birkaç yerde örnekleri görülen ve Türkiye’nin en büyük Longoz Subasar Ormanları 2007 yılında Milli Park ilan edilerek tamamen koruma altına alınmıştır. İğneada’nın etrafını çevreleyen bu doğa harikası oluşum, fauna ve flora çeşitliliği ile Türkiye’nin en önemli doğal yaşam alanıdır. Dünya çapında büyük projelere ev sahipliği yapmış olup birçok yaban hayat gözlemcileri, kuş gözlemcileri, botanikçiler araştırmalarda bulunmuş ve belgeseller çekilmiştir.

Longoz ( Subasar ) Ormanları: Yıldız Dağlarından eriyen kar suları, yağmur suları derler ile denize doğru akmaya başlar. Ormanların içinden akarak deniz kenarında bulunan göllerde ( Mert, Erikli, Saka, Aypoloz Gölleri) toplanmaya başlarlar. Bu göller ile deniz arasında yüksek kumsallar vardır ve suların önünde baraj görevi üstlenir. Göllerde biriken suların debisi arttıkça arkasında bulunan ormanın derinliklerine doğru yönelir ve orman sular altında kalır. Suların gücüne dayanamayan kum tepeleri yıkılır ve ormanın içine basan ve gölde biriken sular denize doğru akmaya başlar. Dalgalar yükselmeye başladıktan sonra kum tepelerini tekrar inşa etmeye başlar ve göllerde yine su birikmeye başlar. Bu yağışlara ve dalgaların etkisine göre yılda 6-7 defa gerçekleşen bir doğa döngüsüdür. Bazen dalgalar o kadar yükselir ki gölleri denizde doldurabilir. Kış aylarında dağlardan gelen sular dere yataklarından taşar ve sel etkisi yaratarak ormanın içinde yayılarak göllere doğru akmaya başlar. Bu şiddetli sular yüzyıllar boyu dağlardan alüvyonlar toplayarak ormanların içinde farlı zenginlikler taşımıştır.

Longoz Ormanları kumul eko sistem, sulak eko sistem, subasar eko sistem ve yaprak döken eko sistemlerinin bir arada bulunduğu bir oluşumdur. Orman kısmında geniş gövdeli yüksek yapılı yaşlı ağaçların oluşturduğu ve çeşitliliğin en fazla görüldüğü yerlerin başında gelir. Özellikle kayın, gürgen, meşe, dış budak, kızıl ağaç, ak ağaç, çınar yapraklı akça ağaç, ceviz, kızılcık, fındık ve orman meyveli ağaçları yoğunluktadır. Ağaçların gövdelerini sarıcı ve tırmanıcı türdeki bitkiler sararak tropikal bir görüntü oluşturmaktadır.

Longoz Ormanları aynı zamanda yaban hayatın canlı olduğu bir yaşam alanıdır. Bölgede avlanması yasak olan ve koruma altına alınan birçok yaban hayvanı yaşamaktadır. Özellikle kurt, karaca, su samuru, tilki, çakal, geyik, yediuyur, sincap, tavşan, domuz, yaban kedisi, vaşak, köstebek ve porsuk bölgede en çok görülen canlılardır. Birçok kuş türüne de yuva olan Longoz Ormanlarında; ağaçkakanlar, şahin, kartal, atmaca, doğan, üveyik, yalıçapkını, kuğu, ördek, balıkçıl, karaleylek ve sakarmeke görülmektedir. Kuzey Avrupa Kuş Göç yolu üzerinde bulana longoz ormanları göç eden birçok kuşu konaklama ortamı sağlar.